Hidayet Güneşi

İçimdeki gerçek İbrahim Karlsson’un gerçeğe yolculuğu

SIRADAN diye tabir edebileceğim, ancak birbirini çok seven bireylerden oluşan İsveçli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Dinle pek alâkamız yoktu. Yirmi beş yaşına kadar Tanrı’nın varlığını veya maneviyata ilişkin konuları hiç önemsemeden yaşamıştım. Yani materyalist dünya görüşüne sahip biriydim.

Lise yıllarında tam bir kitap kurduydum ve zamanımın çoğunu okul kütüphanesinde geçirmekteydim. Bir keresinde Kur’an’ın İngilizce meâlinden bazı bölümleri okuma fırsatım oldu. Tam olarak hangi kısmı okuduğumu hatırlamıyorum. Ancak okuduklarım bana çok anlamlı gelmişti ve etkilenmiştim.

Yine de dinden uzak bir hayata devam ediyordum. Benim dünyamda Tanrı’ya yer yoktu ve O’na ihtiyaç da duymuyordum. Kâinatın nasıl işlediğini açıklayan bir Newton vardı ve bu da yeterliydi.

Irak yolcusu 37 Güney Kore askeri İslamı seçti

Güney Kore'nin başkenti Seul'deki bir camide, Irak'a gidecek askerler, İslam dinine geçmelerinin ardından namaz kılıyorlar. Güney Kore'nin Irak'a göndereceği 3 bin askerden 37'si, önceki gün İmam Süleyman Li Haeng-lae'nin önünde kelime - i şahadet getirerek Müslümanlığı kabul etti. Seul'deki Müslüman cemaatinin lideri olan Güney Koreli Süleyman, askerlere, İslamiyeti kabul etmelerinin, Irak'a konuşlanacak diğer askerlerin Iraklılar tarafından kabullenilmesine yardımcı olacağını söyleyerek, "Iraklılar sonsuza kadar dostunuz olabilir" dedi.

Batı İslamı durduramıyor

Küresel savaş İslama yönelişi daha hızlandırdı. ABD ve Avrupa'da Müslüman olanların sayısı hızla artıyor. İslam Amsterdam'da birinci din oldu. ABD'de 10 ayda 34 bin kişi İslamı seçti.

Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da İslam birinci din oldu. Hollanda'nın günlük gazetelerinden Metro'da yayımlanan haberde, Amsterdam'da Müslüman nüfusun yüzde 13, Katolik nüfusun yüzde 10, Protestan nüfusun yüzde 5, Yahudi nüfusun yüzde 1 ve diğer dinlerin nüfusun ise yüzde 12 olduğu, yüzde 59'un da kendisini hiç bir dine bağlı hissetmediği bildirildi.

Gazete, 20. yüzyılın başlarında çok düşük olan Müslüman nüfusun çok hızlı şekilde büyüyerek 21. yüzyılın başlarında birinci din haline geldiğini kaydetti. Gazete, 600 bin nüfuslu başkent Amsterdam'da Müslüman nüfusun 90 bini aştığı belirtiyor.

'Kore halkı sayenizde çok mutlu'

Güney Kore Dışişleri Bakanı, Türkiye sayesinde refah içinde olduklarını belirterek, '40 bin Koreli Türkiye sevgisi nedeniyle İslamı seçti' dedi

'Kore halkı sayenizde çok mutlu'

Güney Kore Dışişleri Bakanı, Türkiye sayesinde refah içinde olduklarını belirterek, '40 bin Koreli Türkiye sevgisi nedeniyle İslamı seçti' dedi

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Güney Kore Dışişleri Bakanı Ki-moon Ban, ülkesinde 40 bin kişinin, Türkiye sevgisi nedeniyle İslam'ı seçtiğini söyledi. Ban, 3 bin kişilik bir Güney Kore birliğinin de Kuzey Irak'a yerleşeceğini açıkladı.

Türkiye'yi resmen ziyaret eden ilk Güney Kore Dışişleri Bakanı olan Ban, gezisini gazetemize şöyle değerlendirdi:

11 Eylül’den sonra İslâmı seçti

Sarı saçlı, mavi gözlü 29 yaşındaki Charles Vincent, Kaliforniya’nın Torrance şehrinden. Katolik bir ailenin 8 erkek çocuğunun en küçüğü. Müzikle ilgilendi. 11 Eylül terör saldırılarından sonra Kur’ân-ı Kerim okumaya başladı. Bir kaç ay sonra ise samîmî bir Müslüman oldu. Artık düzenli ibadet yapıyor. İçki içmiyor. Şuayb ismini kullanıyor.

Müslüman olmasından beri geçen 3 sene içinde İslâma hergün daha fazla bağlanıyor. Müslüman olan beyaz Avrupalı ve Amerikalılar’ın sayısındaki artışa dikkat çeken Vincent, İslâmın sadece “diğer” insanların dini olmadığını fark ettiğini belirtiyor. Laweekly adlı ABD’de yayınlanan bir dergide kendisiyle röportaj yapılan Vincent, “Her gün bir önceki güne göre daha fazla şaşırıyorum. En son bağlanmak istediğim din İslâmdır. Ağzımdan en son çıkmasını istediğim kelime Allah’tır. İslâm beni içinde bulunduğum en büyük bir delikten çıkardı" şeklinde konuştu.

HASTALIK, ENDİŞE, DUÂ, KURTULUŞ VE İSLÂM’LA TANIŞMA

Çinli Ai, İslâmı seçti

Çin’den 5 sene önce İzmir’e gelen Jian Hua Ai, çevresinden ve çalışanlardan etkilenerek Müslümanlığı kabul etti.

Babasının vefat ettiğini belirten Ai, önce camilere gittiğini, İslâm dinini kabul ederken annesindende izin aldığını söyledi.

Türklerin ılımlı ve sevecen kişiliğinin altındaki sebepleri araştırdığının altını çizen Jian Hua Ai, bunu Müslümalık olduğun gördüğünü söyledi.

Bu yoldan dönüş olmadığını belirten Ai, “Ben hiç bir dini kabul etmiyordum, hiçbir ibadet şekli de bilmiyordum. 1999 yılında İzmir’e geldim. Chinese Restorant Sahibi Haşim Işık ve iş arkadaşlarım bana çok iyi örnek oldu. Onlarla camilere gittim, araştırdım, Müslümanlığı inceledim. Annemle de uzun uzun görüştüm.” dedi.

Chinese Restorant’ta düzenlenen ihtida töreninde Menderes İlçe Müftüsü Mustafa Temel ve Ai’nin iş arkadaşları hazır bulundu. Kelime-i şehadet getiren Ai, ismini daha sonra değiştireceğini söyledi. Müftü Temel, Ai’ye İngilizce Kur’ân-ı Kerîm meali ve dinî kitaplar hediye etti.

Misvak, bir Almanı nasıl Müslüman etmiş?

Motorlu vasıta icat edileliden beri, hayvan kullanımı iyiden iyiye azaldı. Artık kimse ille de at ve deve gibi hayvanlar kullanılmalı demiyor. Zaten böyle bir ısrar, düşünce eksikliği demektir.

....

Misvak, bir Almanı nasıl Müslüman etmiş?

Motorlu vasıta icat edileliden beri, hayvan kullanımı iyiden iyiye azaldı. Artık kimse ille de at ve deve gibi hayvanlar kullanılmalı demiyor. Zaten böyle bir ısrar, düşünce eksikliği demektir.

Ama, motorlu vasıtalar geldi hayvan kullanımı kalktı diyerek, her şeyi de getirip bunun yanına koyamayız. mesela, geçen hafta bir nebzecik bahsettiğimiz “Misvak”ı...

Yani, “Artık diş fırçaları var; misvaka ne lüzum!” diyemeyiz. Çünkü misvak, sadece diş temizliğinde kullanılan ilkel bir nesne değil, sayısız faydaları bulunan harika bir maddedir.

Ok çekti yukardan üstüme avcı!

Şüphesiz duyduğu, şahit olduğu her ‘hidayet’ öyküsü inanan insan için ayrı bir motivasyon ve esenlik kaynağı. Bu nedenle kısa süre önce ‘yaşayan en ünlü ateist’ olarak nitelenen 81 yaşındaki İngiliz Profesör Andrew Flew’in yanılgı içinde olduğunu.........

Ok çekti yukardan üstüme avcı!

Şüphesiz duyduğu, şahit olduğu her ‘hidayet’ öyküsü inanan insan için ayrı bir motivasyon ve esenlik kaynağı. Bu nedenle kısa süre önce ‘yaşayan en ünlü ateist’ olarak nitelenen 81 yaşındaki İngiliz Profesör Andrew Flew’in yanılgı içinde olduğunu vurguladıktan sonra artık ‘inanmaya’ başladığını söylemesini çok önemsedim. Zira 1950’de yazdığı “Teoloji ve Aldatmaca” adlı makalesiyle ateizme büyük katkılarda bulunan ve birçok dilde 40 baskı yapan Flew’in Rabb’a dönüşü, sırf ölüme yaklaşmış yaşlı bir adamın rota değiştirmesi değildi.

Aslına bakarsanız, insanlığın tarihi bir çeşit arayış, fikir çilesi serüvenidir de... Kutsal kitabımızda bunların en müthişi anlatılır.

Bir Hidâyet Öyküsü

Yerin derinliklerinde gömülü, taşlaşmış olan bir cevher, hünerli eller tarafından çıkarılıp işlenmeyi bekler. "Nefs" denilen, "dipsiz kuyunun içindeki rûh" çırpınıp durmaktadır. Onda da gömülü bir cevher vardır ki bu, Allâh'ın insanlara hidâyet bahşettiği "Hâdî" esmâsıdır. Yükselip yükselip en zirvede ışıklarını saçan bir güneş gibi; Hâdî esmâsı da, takdir edilen bir vakitte gömülü kaldığı derinliklerden yükselip kalb semâlarını aydınlatır.

Yerin derinliklerinde gömülü, taşlaşmış olan bir cevher, hünerli eller tarafından çıkarılıp işlenmeyi bekler. "Nefs" denilen, "dipsiz kuyunun içindeki rûh" çırpınıp durmaktadır. Onda da gömülü bir cevher vardır ki bu, Allâh'ın insanlara hidâyet bahşettiği "Hâdî" esmâsıdır. Yükselip yükselip en zirvede ışıklarını saçan bir güneş gibi; Hâdî esmâsı da, takdir edilen bir vakitte gömülü kaldığı derinliklerden yükselip kalb semâlarını aydınlatır.

İşte o nasipli kullardan biri…

İsmi Carol, Amerikalı...

Hidayet Parıltısı

Hidâyet, öyle bir güneştir ki onun nüfûz edemeyeceği hiçbir dehliz ve karanlık yoktur. Ancak bu güneşin ulaşmadığı tek yer vardır ki, o da istenmediği, zifiri karanlığın iyice çöktüğü yerdir. Bununla birlikte o, kendisini her mekâna takdîm eder. ....

Hidâyet, öyle bir güneştir ki onun nüfûz edemeyeceği hiçbir dehliz ve karanlık yoktur. Ancak bu güneşin ulaşmadığı tek yer vardır ki, o da istenmediği, zifiri karanlığın iyice çöktüğü yerdir. Bununla birlikte o, kendisini her mekâna takdîm eder. Hiç şüphesiz bu mekânlar, insanların gönülleridir. Eğer gönüller, hidâyet güneşinin huzmelerini ve altın renkli akislerini farkederlerse hangi şartlar altında olurlarsa olsunlar o yüce nûra doğru koşmaya başlarlar. Çünkü artık ebedî saâdeti keşfetmişlerdir. İşte bu hakîkatin yeni yaşanmış bir tezâhürü:

Kur'ân'da Hayat Buldum

İçerik yayınları