Norveç millî şairi Müslüman’dı

Norveç, Türkiye’nin yarısına yakın toprakları ve 4,5 milyon nüfusu ile içinde 150 bin Müslüman’ı barındırıyor. Müslüman nüfusun en büyük çoğunluğu da Pakistanlı... Norveç, petrol kuyularının açılmasının ve sanayi hamlesinin arkasından 1972’lerde Pakistan’dan işçi istedi. Zülfikâr Ali Butto zamanında yapılan anlaşmalarla büyük bir işçi akını oldu. Türk nüfusu 15 bin olarak biliniyor.

Bizimkilerin bazıları, daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi, bir traktör alıp dönmek için gelmiş. Hatta bir silah alacak kadar para biriktireyim diye gelenler var. Onlardan birisinin torunu “Bir Silah Uğruna” diye roman bile yazmış. Ama sonunda arkasından bütün köy Norveç’e gitmiş. Daha önce Danimarka, İsveç ve Norveç tek bir ülke imiş. Sonra İngilizler idare etmeye başlamış. Krallar İngiltere’den tayin edilirmiş. Sonra Osmanlılar sonrasında olduğu gibi sınırlar cetvelle bölünmüş. Norveç’e kırsal, dağlık ve dağınık bir bölge veya ülke düşmüş. Üç bin kilometre uzunluk olunca bu dağınıklık daha iyi anlaşılır zannediyorum. En büyük geliri petrol, balık, kereste, inşaat malzemeleri fabrikaları. Parası devamlı yükseliyor; fakat ticari anlayış gereği değerini devamlı hep kendileri düşürüyorlar. Devlet çok zengin. Fakat bu zenginlik halka ve hayata pek yansımıyor. Halkın çoğu, hafta sonunu dağ evlerinde geçiriyor. Balık yetiştirmede de uzman olan bu Wiking torunları, kayak yapmayı ve dağlarda gezmeyi çok seviyorlar. Ormanları çok; ama balık işleri ve balık yağları meşhur. Deniz içinde balık çiftlikleri var. Çoğunluğu ateist... Bir papaz, kiliseye; ancak yüzde ikisinin geldiğini söylüyor. Nüfus çok yaşlı. Bedenlerini, vücutlarını, rahatlarını bozmamak için pek evlat yetiştirme cihetine gitmemişler. Bunun bir tehlike olduğunu şimdi fark etmişler. Hatta geçenlerde Norveç, İsveç ve Danimarka’nın ileri gelen profesörleri, yabancılardan ve entegreden sorumlu olanları hatta yabancıların çocuklarını eğiten 250 öğretmen bir araya gelip bu meseleye çareler düşünmüşler.

Ülkede İngiliz ve Amerikan hayranlığı var. Onun için Irak Savaşı’na karşı tepki cılız idi. Millet olarak kendi içlerine kapanık bir yapıları var. Çekingenler ve cevap vermekten sakınan bir psikolojiye sahipler.

İhtiyarlar kendi ülkelerindeki huzur evlerinde kalmak istemiyorlar. Bir gazete haberinde, orada acından ölen ihtiyardan bahsediliyordu. Göz yumulan veya örtbas edilen başka şeylerden de. İntiharların en çok olduğu ülkelerden birisi olmasına rağmen medyaları çok dikkatli ve kontrollü. Kötü haberleri vermiyorlar. Çok âşikar olmuşsa, o zaman kısaca bahsediyorlar. Uyuşturucuya devlet çok para harcıyor. Buna rağmen uyuşturucunun önü alınamıyor.

Gençler hedefsiz... Çoğu “Düşünenler düşünsün; benim gelecek hedefi diye bir problemim yok.” diyebiliyor.

Anne–baba çalıştığı için çocuklar bir yaşında kreşe veriliyor. 18 yaşına giren evden uzaklaştırılıyor. Çünkü devlet onlara iyi para veriyor. Ailesi içinde kalmak isterse kira ve yiyecek parası vermesi gerekiyor. Çoğu yalnız kalmayı tercih ediyor. İhtiyarlar da huzur evlerinde. İnsanları yapayalnız... Huzur evlerinde ölenler sahipsiz, eskiden kilise cenazeleri kaldırıyordu. Şimdi kilise fakir, masrafı ödenmeyenleri kaldıramıyor. Bu durumda devlet cenazeyi yakıyor.

Başşehir Oslo’daki millet meclisi binasına da uğradık. Ön tarafı park. Orada meşhurlarından bazılarının heykelleri var. Norveç 1840 senesine kadar Danimarka’nın; 1905’e kadar İsveç’in vesayeti altında imiş. 1905’te hür olmuş. İlk başbakanları olan Chr. Müchelsen’in heykelini yapmışlar. Yine parka, 9 Nisan 1940’ta yani Alman Savaşı sırasında millet meclisi başkanı olan Carl Joachim Hambro’nun (1885–1964) heykelini de dikmişler.

Parkta bir de milli şairleri Henrik Wergeland’ın büyük bir heykeli var. Alman şairi Goethe’den etkilenen bu meşhur şair, babasına yazdığı mektuplarda Müslüman olduğunu açıkça ifade ediyor. Bu hususta geniş bir çalışma yapılıyor. İnşallah bu hususta daha geniş bilgi vermeye çalışacağım. 1837’de vefat eden şair Henrik’in kız kardeşi Camilla Colet de meşhur bir yazar. Hatta Norveç’in eski yüzlüklerinin üzerinde bu hanımın resimleri bulunurdu.

Norveç’te 15 bin nüfusa sahip şehirlerde bile havaalanları var ve her gün 4–5 sefer yapılıyor. 17 Mayıs 1905’te ilk anayasaları yürürlüğe girdi. Sembolik bir kralları var. Her sene 17 Mayıs tarihinde Kraliyet Sarayı’nın önünde halkın huzuruna çıkar... Halk sarayın çevresine gidip oturabilir ve tatillerde piknik yapabilir. Hatta kraldan bizzat telefonla randevu alıp görüşme yapabilir.

Rodhus isimli Oslo Belediyesi’ne ait binaya da uğradık. Büyük ve görkemli bir görünüşü var. Ana girişten önce duvarları çok büyük tablolar halinde tahta üzerine yapılmış, renkli mitolojik kabartmalarla süslenmiş. Nobel Barış Ödülleri bu binada veriliyor. ‘Danışma evi’ manasına gelen Rodhus’ta toplantılar, paneller ve konferanslar düzenleniyor. Son senelerde Norveç’te İslamiyet üzerine araştırmalar çoğaldı. Tezler hazırlanıyor. İnternetten İslam siteleri aranır ve araştırılır oldu. Bu hususta Müslümanlara çok iş düşüyor. Bu toplumun insanlarına karşı üzerimize düşenleri yerine getirmek zorundayız.

04.05.2003

Abdullah Aymaz / Zaman

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <img> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar