Gerçeğe Doğru - Aldulvahid Bruce Paterson'un Hidayeti

Yahudi ve Hıristiyan metinlerinde yapılan tahrifat nedeniyle bu dinlerde asıl kaybolmuştu. Düşündüm; ve yanlıştan yola çıkarak doğruyu bulmanın mümkün olamayacağına karar verdim. Hıristiyanlığı terk ettim. Sonrasında Doğu dinleri ve felsefeleriyle ilgilenmeye başladım. Uzunca bir süre Budist tapınaklarında meditasyon yaptım ve keşişlerle sohbet ettim. Meditasyonun bana hoş duygular yaşattığını itiraf etmeliyim. Fakat benim varoluş hakikatiyle ilgili sorularıma cevap vermiyordu. Aksine, bu konularda konuşmanın bile aptalca olduğu ve bu tür sorulardan kaçınılması gerektiği düşünülüyordu.

BENİM gerçeği arayış maceram birkaç yıl önce başladı. Özellikle varoluşumuzun ardında yatan gerçeği öğrenmeyi istiyordum. İnancım, hayatı doğru anlamanın bugün karşı karşıya olduğumuz dünyevî problemlerin çözümü için bir anahtar vazifesi göreceğiydi. Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştim. Kitab-ı Mukaddes� okumaya ve sorular sormaya başlamıştım. Ancak ısrarlı sorularım karşısında rahibin bana söylediği tek şey, �nanmak zorunda olduğun için inanmalısın!�oldu. Bu yetmiyormuş gibi, Kitab-ı Mukaddes okumalarım sırasında çok açık çelişki ve yanlışlarla karşılaşıyordum. Kafam allak bullak oluyordu.

Müslüman yol levhası gibi olmalı

* Müslüman yol levhası gibidir. Sizi arzu ettiğiniz yere götürür. Yol levhası olmak çok kıymetlidir. Çünkü Cehenneme götüren yol levhaları da çok var. Levhanın maddi değeri yoktur. Ama gösterdiği istikamet çok mühimdir.

* Allahü teâlâ bir kuluna hayır murat ederse, onun kalbine sevdiği kullarının sevgisini verir. Bir insanın ehli saadet mi ehli felaket mi olduğu buradan da anlaşılır. En sevdiği kul, Peygamber efendimizdir. Ehl-i sünnet âlimlerimiz, mezhep imamlarımız da Peygamber efendimizin vârisleridir.

* Rasgele su içmediğimiz gibi, rasgele kitap da okunmaz. Ehl-i sünnet itikadı temiz su gibidir. Ehl-i sünnet âlimleri bu suyu, içine pislik bulaştırmadan muhafaza ederek bize kadar ulaştırmışlardır.

Müslüman hasreti çekilen insandır

* Müslüman demek, hasreti çekilen insan demektir. Bir kimsenin hasreti çekilmiyorsa, son nefeste imanı tehlikededir.

* Bir müslüman, bir müslümanın yanına, herhangi bir iş için, rahat gidemiyorsa, çekinerek gidiyorsa, o kendisinden çekinilen müslümanın son nefesinden korkulur.

* Güzel ahlak, kimseye yük olmamak, fakat herkesin yükünü çekmektir.

Müslüman hasreti çekilen insandır

* Müslüman demek, hasreti çekilen insan demektir. Bir kimsenin hasreti çekilmiyorsa, son nefeste imanı tehlikededir.

* Bir müslüman, bir müslümanın yanına, herhangi bir iş için, rahat gidemiyorsa, çekinerek gidiyorsa, o kendisinden çekinilen müslümanın son nefesinden korkulur.

Kur'an Yaşayan Bir Mucize

John J. Dunne'nin hidayet öyküsü

KATOLİK BİR AİLENİN ÇOCUĞU olarak dünyaya geldim. Babam da böyle bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Annem ise gençlik yıllarında kendi isteğiyle katolikliği tercih etmiş birisiydi. Bu tercihi yapmasında annesini bir trafik kazasında kaybetmesi etkili olmuş. Babamla karşılaşana dek bir manastırda yaşamış. Evlendikten sonra her ikisi de kilise korosunda görev yapmaya başlamışlar. Yani, ailem oldukça dindardı. Pazarları kiliseye giderdik. Pazartesi öğleden sonra katolik eğitimi aldığımız derslere devam ederdik. Birkaç yıl içinde de kilise ayinlerinde görev alacak hâle gelirdik

İslâmla ilgili ilk hatıram, dokuzuncu sınıfta aldığım sosyal bilimler dersine kadar uzanır. Sınıf arkadaşlarımdan birine, "eğer bir gün katolik kilisesinden ayrılırsam, Müslüman olacağım,"dediğimi hatırlıyorum.

Müslüman olan rahip!

Müslüman olan Amerikalı rahip Yusuf Estes anlattığı hidayet hikâyesinde ABD'de özellikle Katolik rahip ve vaizlerin İslâmiyet'e büyük ilgi duyduğunu ve hatta birçok rahibin İslâm üzerine doktora yapmakta olduğunu ifade ediyor.

Estes'e göre önyargısız rahiplerin İslâm hakkında genel kanaati olumlu yönde.

Şok edici bir haber - Meğer Müslümanlar, zaten İncil’e inanıyorlarmış...

O gün, 1991’in baharında, Müslümanların İncil’e inandığını öğrenmiştim. Şok oldum. Bu nasıl olabilirdi? Fakat bununla da kalmıyordu: Onlar İsa’ya da inanıyordu..

Müslümanlara göre de:

l Allah’ın sadık bir elçisi;

Diyanet Baskani din degistirirse!

Evet, evet doğru. Diyanet İşleri Başkanı din değiştirirse, örneğin Hıristiyan olursa, bunun Rusya’da duyulmaması mümkün mü? Bir temenni değil tabii ki, bir soru.

Düşünsenize Türk Diyanet İşleri Başkanı Hıristiyan olduğunu açıklasa, kıyamet kopar değil mi?

Rusya’nın Diyanet İşleri Başkanı Polosin, bütün Rus medyasının önünde şöyle diyor:

“Kamuoyunda şehadet ederim ki ben Ortodoks Kilisesi’nin ne papazı ne de müridiyim… Eşhedüenlailaheillallah…”

Evet, evet doğru. Diyanet İşleri Başkanı din değiştirirse, örneğin Hıristiyan olursa, bunun Rusya’da duyulmaması mümkün mü? Bir temenni değil tabii ki, bir soru.

Düşünsenize Türk Diyanet İşleri Başkanı Hıristiyan olduğunu açıklasa, kıyamet kopar değil mi? Hele Ortodoksluğun kalesi komşumuz Rusya’da nasıl yankılanır kim bilir? Dünya bile çalkalanır değil mi?

Gören gözlere rehber

8 yasinda hafiz olur. 9 yasinda anne ve babasini kaybettikten sonra Erzurum kendisine dar gelir ve Istanbul'a kaçar. Bir yolunu bulup Gönenli Mehmet Efendi ile tanisir. Hocaefendi'nin de destegiyle okumaya baslar ve müezzin olur. Müezzinlik yaptigi 17 yil boyunca Ingilizce, Ispanyolca, Portekizce ve Arapça ögrenir.

Ney ve ud dersleri alir. Bu alanda kendini ispat ettikten sonra 80'in üzerinde ülkede konser ve Türk musikisi üzerine konferans verir. Dogustan iki gözü de görmeyen Ismail Çimen simdilerde ise çalismalarini musiki, enstrüman ve tasavvuf olmak üzere üç yönde sürdürürken, gören gözlere rehber olmaya da devam ediyor...

Ismail Çimen'in henüz 9 yasinda iken Erzurum'un Çat ilçesinden Istanbul'a kaçisiyla ivme kazanan hayat hikayesi azmin, cesaretin ve kararli olmanin açamayacagi hiçbir kapinin olmadigini gözler önüne seren güzel örneklerle dolu.

Bir Fransiz bilimadami, Vincent Montagne’in hidayeti

BEN BIR bilim adamiyim. Ayni zamanda kendimi bir gezgin olarak da tanimlayabilirim. Uzun yillar farkli Arap ülkelerine seyahatler yaptim. Ayrica Senegal, Endonezya, Mali, Gana, Fildisi Sahili, Nijerya ve Moritanya gibi ülkelere de gittim. Su anda Islâm, Islâm medeniyeti, Müslümanlar ve Arap dili hakkinda yirmi kitabin yani sira, çok sayida makale kaleme almis birisiyim. Ibn Haldun’un eserlerini Fransizcaya tercüme için alti yil ugrastim. Bu seyahat ve çalismalar benim 1977 yilinda Moritanya’da Islâm’i seçmemle sonuçlanmistir.

Sokak çetelerinden İslâm’a

AMERIKA’ DA MEKSIKA’LI BIR MUHTEDI: ALI

OTUZBIR yasinda Amerika dogumlu bir Meksikaliyim. Islâm’a dönüs hikayemi insanlarin Islâm’i daha iyi anlamalarina vesile olmak düsüncesiyle paylasmak istiyorum. Çünkü çogu insanin Islâm hakkindaki düsüncesi yanlis veya tarafli bilgiler sunan televizyon yayinlari veya filmler ile sekilleniyor. Bu nedenle Islâm gerçeginin ortaya konmasi gerektigini düsünüyorum. Insaallah bu yolda az da olsa katkida bulunanlardan olurum.

Mesnevi’yi okuyup Müslüman oldu şimdi dünyaya Mevlânâ’yı tanıtıyor

Amerika’nın California eyaletinde yaşayan 57 yaşındaki psikolog Dr. William Gamard, mistisizm üzerine araştırma yaparken Mevlânâ Celaleddin Rumi’nin Mesnevi’sinin İngilizce çevirisini okumuş. 1975 yılında Mevlevilikle tanışan Gamard, 1984 yılında Müslüman olarak İbrahim ismini almış.

Mevlânâ’nın Amerika’da yayınlanan kitaplarından İslam’la ilgili bölümlerin çıkarıldığını söyleyen Gamard, senede 2 kez Türkiye’ye geliyor. “Mevlânâ Türbesi’nde Allah’ın muhabbetini ve el-Vedüd ismini, Eyüp Sultan’da ise Rahmetullah’ı hissediyorum.” diyor. Mevlânâ’nın eserlerinde Gamard’ı en çok aşk ve kalbin hikmetinin anlatıldığı kısımlar etkilemiş. 12 yıldır Mevlânâ’nın eserlerini tercüme eden Gamard, Mesnevi ve Mevlevilik üzerine bir web sitesi oluşturmuş. 2004 yılında ‘Rumi ve İslam’ adlı bir kitap yazmış. Gamard, Mevleviliği daha iyi öğrenmek için her yıl 2 kere Türkiye’ye geliyor. Amerika’da, İslam’a şüpheyle yaklaşıldığını vurgulayan Gamard, Mevlânâ’nın kitaplarından, çok satması için İslam’la ilgili kısımların çıkarıldığını savunuyor.

‘Gelenekçi bir Mevleviyim’

Son yorumlar

İçerik yayınları